Instagram All you need is a cup of coffee
All you need is a cup of coffee

Biz hiçbir şeyken her şeydik.

Yok olup gidiyor saatler. Geri dönüşü imkansız şeyler yaşıyoruz ama bir insan birden nasıl ortadan kaybolabilir? Biz sessizlikten ibarettik evet. Sükuttu bizim ilişkimiz. Konuşmasak da, aynı masada oturmasak da, bir yerlerde ne olursa olsun yanımda olan biri olduğunu bilmek yetiyordu çoğu zaman. Ama şimdi tamamen yalnız hissediyorum kendimi. Gözlerimi kapattığımda yıllarca beraber gittiğimiz okulun yolunda hayal edemiyorum kendimi. Yıllarca beraber oturduğumuz o bankı sökmüşler okuldan. Okulu daha yıkmışlar, yenisini yapmışlar. İsmini değiştirmişler. Evet, bizim okulumuzun ismini değiştirmişler. Geçen gün Gündüz Apartmanı’nın önünden geçtim, sadece birkaç saniye, birkaç saniye baktım ve devam ettim yoluma. Artık orada oturmadığını bilsem de, eskiden gülümserdim o eve. Ama artık o kadar uzak ve yabancı ki. Terkedilmiş bir bina gibi hissediyorum kötü kokular yayan. Bin kilometre de olsa aramızda, ben seni her zaman yanımda hissederdim. Beni en çok tanıyan insan sendin. Çocukluğumu bilen insan sendin. Hani bir yıldızım vardı benim, hani en parlak olmayan, balkona çıkıp da okul yoluna bakarken kafamı kaldırdığımda görüyordum, işte o yıldız artık hiçbir şey ifade etmiyor bana. İçimde bir çocuk vardı hani her yeri mavi olan bir çocuk. O çocuğu sevmeyi, o çocuğu dinlemeyi sen öğretmiştin ya bana. Şimdi o çocuk zor durumda. Ama senin yapabileceğin hiçbir şey yok. Bir insanın hiçbir şey söylemeden böyle ortadan kaybolmasını sindiremiyorum sadece. Komik ama belki de hayatta bile değilsindir ve benim bunu öğrenme imkanım yok. Ama alıştım buna. Gündüz Apartmanın önünden ikinci kez geçtiğimde hiç bakmadığımdan beri alıştım buna. Belki okursun bunu. Belki de hiç okumayacaksın. Geri dönüşü olmayan şeyler vardır ya hani, sen gittin ve biz bittik. Bundan sonra hiçbir şeyken her şey olamayacağız. Biz olsa olsak, birkaç şeyken hiçbir şey oluruz artık. 

42 plays

Fincana kahve koydum gel..

İzmir çok aklımda bu aralar. Flashback @  14.05.2014 #izmir #turkey #sunset #sea #sky

İzmir çok aklımda bu aralar. Flashback @ 14.05.2014 #izmir #turkey #sunset #sea #sky

- Seni seviyorum dedi mi sana?

- Demedi. Ama seviyor gibiydi. Bana öyle geliyordu yani. Tamam benim gibi sevmiyordu belki ama sevecekti. Beni sevmesi için gereken her şeyi yapıyordum. Tek istediğim umudumu kırmaması ve bana biraz güvenmesiydi.

- Öyle olur mu lan? Sevmek denilen şey böyle bir şey değil. Süs bitkisi gibi ışığı suyu sağlayınca yeşertip büyütemezsin onu. Sana karışık gibi görünen şey aslında çok basit. Birini seviyorsan seversin sevmiyorsan da sevmezsin. Bazen de ikisi birbirine karışır.

- Peki abi, sevip sevmediğini nasıl anlarsın?

- Bak o biraz karışık işte. Bir sevgilim vardı benim. Sürdü bir süre. Geçmiş zaman. Neyse bir hafta sonu beraberdik bununla. Gezdik, yedik, içtik falan. Sonra pazar akşamı trene bindirip uğurladım Ankara’ya. Trenden inince aradı hemen beni. Sanki az önce yanından ayrılmışım gibi değil de aylardır görüşmemişiz gibiydi. Bir ara peş peşe seni seviyorum dedi. Seni seviyorum seni seviyorum seni seviyorum… Çok hoşuma gitti elbet. Biraz daha konuşup kapattık.

- Ee, sonra?

- Salı günü ayrıldık, yine bir telefon konuşmasıyla. Eski sevgilisi aramış bunu, buluşmuşlar. Sonra aslında birbirlerini unutamadıklarını fark edip tekrar denemeye karar vermişler. Ne deniyorlarsa artık. Bozuldum tabi. Ağladım, yalvardım, tehdit, küfür kıyamet.. Ama faydası olmadı tabi.

- Yani yalan mı söylemiş? Sevmiyor muymuş seni?

- Bilmiyorum. Başta öyle zannettim tabi. Sonra zaman geçince şöyle düşünmeye başladım. Belki o ana kadar ve öncesinde gerçekten sevmiştir beni. Hatta belki insan aynı anda iki kişiyi bile sevebiliyordur. Yani belki yalan söylememiştir.

- Yani abi?

- Yanisi şu. Sen artık bir şey yapma. Bırak. Eğer seviyorsa seviyordur. Sevmiyorsa da sevmiyordur. Üzerine gitmenin, sıkıştırmanın hiçbir faydası olmaz. Bırak. Sevecekse seni, sever. Sevmeyecekse de ne yaparsan yap sevmez. O yüzden hezeyana kapılıp saçmalama.

- İyi de abi ben onu çok seviyorum.

- Biliyorum. Bakma inanmaz gibi durduğuna, bence o da biliyordur. Ama şunu unutma bu tek başına hiçbir işe yaramaz. Eğer birini seviyorsan ve o seni sevmiyorsa bundan çok güzel kaos çıkar. Bir sürü şiir, sağlam bir roman ve anlatacak bir sürü hikaye çıkar. Uykusuz geçen geceler, parklarda içilen şaraplar, yerli yersiz kıskançlık krizleri çıkar. Ama sevgine karşılık çıkar mı? O biraz zor işte..

(via buzlucamsil)

Birkaç kez kaybetmiş olabilirsin. Hatta çoğu kez, hatta ve hatta her zaman kaybetmiş olabilirsin hayatta, aşkta, okulda, arkadaşlıkta, her şeyde. Ama umudunu kaybetmemeli insan. Yıllar önce, çok kötü bir sezonun son maçında, yense de yenilse de şampiyon olan takımla oynayacaktık. Maçtan önce koç geldi yanımıza. “Çıkın eğlenin” dedi ve ekledi. “Ama eğlenirken unutmayın: Karşınızdaki kim olursa olsun, ister şampiyon, ister turnuva sonuncusu, siz ilk maçınızmış gibi oynayın. Heyecan yapmayın, stres yapmayın. Çıkın ve kendiniz olun. Yenilgilerinizi boynunuza takıp da çıkmayın sahaya. Ne olursa olsun; oyununuzu, gücünüzü sadece bu maç için gösterin. Bu ömrünüzdeki son maçınız değil” dedi. Maça çıktık. Karşımızdakinden korkmadık, çekinmedik. Sonunda kaybettik ama biz o gün hayatımızın geri kalanı için çok önemli bir şey öğrendik. Ne olursa olsun dünyanın sonu olmadığını, umudumuzu asla kaybetmememiz gerektiğini öğrendik. Geçmişte yaşamamayı öğrendik. Yenilgilerimizi boynumuza takmamayı, üzerine basıp da yükselmeyi öğrendik. Çok kez kaybettik hayatta evet. Aşkta kaybettik, arkadaşlıkta kaybettik. Evet, çoğumuz ailede kaybettik. Ama hiçbirimiz savaşmayı bırakmadık. 

Hayat her zaman fırsatlarla doludur. Önemli olan bunu görebilmektir. Hepimizin ortak kaybettiği alan aşktır elbette.Karşımıza çıkan kişiye, eski kayıplarımızdan dolayı uzak durmamayı, her ilişkiyi, daha önce hiç sevmemiş, hiç sevişmemiş gibi yaşamayı öğrendiğimiz zaman hayatta aklımızda kalan tek şey güzellikler olacak. Geçmişin izlerini silmek, hayatımızda yaptığımız en güzel şey olacak. 

Son olarak, insan bir kez aşık olmaz. İnsan her gün yeniden aşık olur. Hastalıklı beyinlerinizin, sizi melankoliye sürüklemek için, sizi umursamayan, beş para etmez insanları kullanmasına izin vermeyin. Doğan her yeni güneşle, tekrar tekrar sevin.

Red shoes rock! #newbalance #nb #red #shoes

Red shoes rock! #newbalance #nb #red #shoes

Dün gece hayatımda ilk defa bir ortamda fazlalık oldum ve anladım ki, o fazlalık olan kişi aslında ortamı bozmakla eğlenmiyormuş. Bu onun hoşuna gitmiyormuş. Bundan sonra kiminle olursam olayım onu bırakıp fazlalık olan kişiyle ilgileneceğim. Çünkü yazık günah ona da. 

Yazlıktaydım birkaç gündür. Dün gece dönmeye karar verdim. Yoldayken arkadaşlar aradılar. İndim arabadan, indiğim yerden gelip aldılar bir de. İçki içilen ortamda içki içmeyen kişi olarak ortamı piç ettim önce ama ona çok takılmadılar. Arkadaşın biri kendi evine gitti. Ben ve bir çift kaldık. Çiftin birlikte geçirecekleri ilk gece ve ben de yanlarındayım. Küçücük ev. Kullanabileceğimiz sadece bir salon ve balkon var. Balkondan da salon gayet net bir şekilde görülebiliyor. Arkadaşım kız arkadaşıyla (ilk buluşmada ne kız arkadaşıysa artık) yalnız kalmak istiyor belli. Bana da git diyemiyor ki dese de sikerler, nereye gideyim o saatte. Benim yanımda da yakınlaşamıyorlar. Ne onlar rahat edebiliyor ne de ben. Sonradan anladım ki, kızın buna yüz vermeme ihtimaline karşı ortamı kurtarmak için oraya sürüklenmişim ben. Bunu söyleyebilecek kadar karaktersiz de olabiliyormuş insanlar. Hayat her zaman kumar demekmiş bunu anladım. Adam resmen riske atmış. Kızla anlaşabilir ama anlaşamazsa diye de beni yanına çağırmış. Anlaşma ihtimalinde ne yapacağını düşünemeyecek kadar acemi bir kumarcı. 

Ortam o kadar saçamaydı ki, aylardır içki içmeme rağmen bir bardak bir şeyler hazırladım. Ben tezgahta içkiyle uğraşırken onlar da göz ucuyla beni izleyerek keyiflerine bakıyorlardı. Bardağı aldım sahile indim ben de. Saat sabahın 4’ünde, sahilde bir başıma dünyanın anlamını çözmeye çalışıyor gibi bir halim vardı. Elimde bardak, ufukta doğmak üzere olan güneşi beklerken sigara içiyordum. İyi de oldu aslında sahile inmem. Yanımda yazı yazabileceğim tek şey telefonum vardı, bir şeyler yazdım. Uzun zamandır dinlediğim şarkıları sahilde çok farklı şekilde yorumlayarak dinledim ve tekrar tekrar sevdim. 

Sözün özü şudur ki, kaç yaşımıza geldik, hala liseli “eve kız atma” “yazlıkta içip sarhoş olup ilk kez görüştüğü kızla sevişme” olaylarından kurtulamamış insanlar var. “Biraz olgun olsunlar yea” demek istemiyorum zira daha 21 yaşındayım ama biraz da düşünsünler be kardeşim. Biraz mantıklı olsunlar. He bir de, sahile inin, tek başınıza elinizde bir içki olsun (bira değil) bir de sigara yakıp güneşi bekleyin. Siz istemeseniz de, siz farkında olmadan aklınızı karıştıran konulara çözüm bulacaksınız. İyi geliyor.

Söyleyebilecek çok da bir şey yok.

"Ne sevmeyi bildik biz ne sevilmeyi"

vanniillia:

”ben başkasının yalnızlığı olsaydımgeceden başka sebep aramazdım şiire,bir anı çıkarırdım sefere, adı: İkindi Trenive ilk istasyonda indirirdim bütün kelimeleri
iki bilet alırdım, biri gölgem için biri kendime‘gece benim mesleğim’ ona kalbimle çalışırkenyalnızlığımı bir anıdan önleyecek kadar incebir mektup pulunu terk ederdi, ben utanırdım
beklenmek güzelken kim gider hemen bilmezdim yalnızlık kimin ve bu anı neden daha trene binmeden, nereye, ne ikimizden bir yolculuk çıkar ne de bir şiir ikindimizden
ben başkasının yalnızlığı olsaydımbir anı olurdum kendinden başka kimseyi terk edemeyen”/Haydar Ergülen

vanniillia:

”ben başkasının yalnızlığı olsaydım
geceden başka sebep aramazdım şiire,
bir anı çıkarırdım sefere, adı: İkindi Treni
ve ilk istasyonda indirirdim bütün kelimeleri

iki bilet alırdım, biri gölgem için biri kendime
‘gece benim mesleğim’ ona kalbimle çalışırken
yalnızlığımı bir anıdan önleyecek kadar ince
bir mektup pulunu terk ederdi, ben utanırdım

beklenmek güzelken kim gider hemen 
bilmezdim yalnızlık kimin ve bu anı neden 
daha trene binmeden, nereye, ne ikimizden 
bir yolculuk çıkar ne de bir şiir ikindimizden

ben başkasının yalnızlığı olsaydım
bir anı olurdum kendinden başka kimseyi terk edemeyen”

/Haydar Ergülen

Çay var içersen, denize karşı.

Çay var içersen, denize karşı.

#coffee #book #cigarette #cafe  (at Moncher)

#coffee #book #cigarette #cafe (at Moncher)

A great place!

A great place!

"Umutsuzluk sis gibidir; güneş doğunca dağılır."

"Umutsuzluk sis gibidir; güneş doğunca dağılır."

< Viva la Anarquia! >
 < Viva la Libertad! > 
Ernst Hemingway - For Whom The Bell Tolls
#instabook #Hemingway #spain #anarchy #freedom #libertad #viva

< Viva la Anarquia! >
< Viva la Libertad! >
Ernst Hemingway - For Whom The Bell Tolls
#instabook #Hemingway #spain #anarchy #freedom #libertad #viva